Direnişin Yarını: Ortak mücadele ya da hiç

Zafer Onat – Temmuz 2013

abbasaga_forumunda_sessiz_alkislar_h2013Bir ayda yaşadıklarımız bize çok şey öğretti ve açık, özeleştirel biçimde tartışmayı başarabildiğimiz sürece daha çok şey öğreteceği kuşku götürmez. Örneğin sendikalar ve meslek örgütleri başta olmak üzere kastlaşmış kurumsal yapıların ne kadar atıl ve sistemle barışık olduğunu, en mücadeleci geçinenlerinin bile toplumsal mücadelenin ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak olduklarını yalın biçimde gördük. Diğer yandan en genel anlamıyla sol, sosyalist, devrimci hareketlerin kendilerini bütünlüklü bir eleştiri süzgecinden geçirmediği sürece toplumsal mücadelenin dışına itileceğini gördük. Büyük oranda kendiliğinden gelişen bu hareket, mücadele içinde insanların, birilerinin önderliğine, akıl hocalığına değil eşitler arası yoldaşça ilişkilere ve samimi yaklaşımlara ihtiyaç duyduklarını göstermiştir. Yaşananmaya devam eden olaylar pasif ve aktif biçimleriyle doğrudan eylemin, masa başlarında planlanmış eylemlerden daha etkili olabileceğini, doğrudan demokrasinin de temsili demokrasiden daha aktif ve uygulanabilir olduğunu gösteren tarihsel örnekler haline gelmiştir. Sistem böylesi bir mücadele biçimine karşı panzehiri olmadığı için bu olayları anlayamamış, nasıl bitireceğini kestirememiştir.

Bu noktada direnişin başlarında kaleme aldığımız “İsyanı Gördük” başlıklı yazıda ifade ettiğimiz “Bu mücadelenin orta sınıf bir karaktere sahip olduğu” yönündeki saptamanın aceleci ve hatalı olduğunu ifade etmek gerekiyor. Toz ve gaz bulutlarının arasından biraz daha dikkatli olarak bakıldığında sınıfsal talepleri silik olmakla beraber emekçilerin hareket içinde her anlamda yer aldığı görülmektedir. (1) Ancak gerek hareketi yönlendirme çabası içine giren kastlaşmış bürokratik yapıların etkisi gerekse emekçilerin sınıfsal düzeyde örgütsüz oluşu bir eksiklik olarak değerlendirilebilir. İnsanların kitlesel biçimde sokaklarda ve meydanlarda cesaretle direniyor olmasına karşın en azından bugün için yüzünü iş yerlerine dönen ve hayatı durdurmayı hedefleyen bir mücadeleden söz edemiyoruz. Bu noktada sendikaların pozisyonlarını tekrar dile getirmeye gerek olmasa da mevcut sendikaların mücadelenin niteliğini değiştirecek, onu iş yerlerine taşıyacak bir güce, hazırlığa ve iradeye sahip olmadıklarını ve bunun ancak mesai saatleri dışında sokaklarda olan emekçilerin iradesiyle, başarılabileceğini vurgulamak gerekiyor. Yaşadığımız örnekler böylesi bir mücadelenin sendikalarla birlikte değil, sendikalara rağmen gerçekleştirilebileceğini göstermektedir. Mahallelerde, parklarda, sokaklarda, meydanlarda tabandan örgütlülüklerini oluşturan, kendi kararlarını alıp uygulayan insanların aynı yolla çalıştıkları işyerlerinde de örgütlenmelerinin ve hayatı aksatacak bir mücadeleye hazırlanmalarının önünde bir engel bulunmuyor.

lice protestosuDiğer yandan, bu mücadele süresince yaşananlar Türk, Kürt ve diğer halklardan emekçilerin birlikte mücadelesinin ne derece hayati olduğunu tekrar göstermiştir. Bu mücadelenin en zayıf yanlarından biri bu konudaki eksikliktir. Kürt ulusal hareketinin Gezi direnişine bugüne kadar yeterli destek vermediği açık bir gerçek olarak karışımızda duruyor. Ancak bu konudaki eleştiriler belirli bir düzeyde haklılık payı taşıyor olsa da, Kürtlerin yıllardır uğruna mücadele ettikleri ve ağır bedeller ödedikleri taleplerini egemenlerin filtresiyle izleyen ve sahiplenmeyen, hatta tümden reddeden geniş Türk kitlelerin de kendilerini de sorgulamaya başlaması gerekiyor. Böylesi anlar, bu tarz sorgulamaların yapılabilmesi için uygun bir zemin yaratmaktadır. Diğer yandan yıllardır devletin vahşi yüzüyle iç içe yaşamış Kürt halkı da devletin halklarla barışmasının tek koşulunun ona boyun eğmeyi kabul etmek olduğunu herkesten iyi bilecek tecrübelere sahip. Bu tecrübeye rağmen hareketin içindeki burjuva unsurların (buna burjuva siyaset meraklılarını da katmak gerekir) geniş Türk emekçi kitleleriyle mücadele içinde yan yana gelme ve barışma şansını bir kenara itip, “Burada ulusalcılar var. Barış sürecine zarar gelmesin” söylemi üzerinden meşrulaştırmaya çalıştıkları politikalarının -onların da sınıfsal çıkarına uygun olsa da- Kürt emekçilerinin uzun vadeli çıkarlarına uygun olmayacağı ortadadır.

Bunun somut örneği 28 Haziran 2013 günü Gezi parkıyla başlayan sokak eylemlerini vahşice bastırmaya çalışan devletin, barış talep eden ve karakol yapımına karşı çıkan halkın üzerine ateş açıp bir kişiyi katletmesiyle yaşandı. Lice’de yaşananlarla ilgili batı illerinde yapılan protestolara katılımın yüksekliği aradaki buzların eriyebileceğini açıkça ortaya koymaktadır.  Bu da göstermektedir ki, şu an ortak bir mücadele, herkes için bir zorunluluk olmasının ötesinde, bunu yaratmanın nesnel şartları da bulunmaktadır. Bunun birinci koşulu Türklerin, Kürtlerin yaşamsal ve insani temel taleplerini anlamaya başlaması ve sahiplenmesidir. İkinci şartı ise  Kürt emekçilerin mücadelesini ulusal düzlemden çıkartıp, kendi özgün taleplerini, emek cephesinin ortak talepleri halinde savunmaya başlamasıdır. Bununla birlikte de barış talebi başta olmak üzere emekçilerin tüm ekonomik, sosyal ve siyasal talepleri için birlikte mücadele edilebilir.

Bugün farklı yerlerde gerçekleşen forumların ve direnişlerin talep, söylem ve nitelikleri birbirinden farklı olsa da insanlar ortak hedefler etrafında yanyana gelebiliyorsa, Kürt emekçilerin özgün talepleriyle de bu mücadelenin içinde yer almasının önünde bir engel bulunmamaktadır. Örneğin gezi parkının da içinde olduğu Taksim projesinin, Kentsel Dönüşüm adı altında yürütülen çalışmaların, Karadeniz’den Dersim’e derelerin aktığı her yerde sürdürülen HES projelerinin ortak yönü ranta dayalı ekonomidir. Adalet sistemindeki çarpıklıklar, devletin şiddeti artık herkesin birebir yaşadığı sorunlar haline gelmiştir. Temsil demokrasinin içine girdiği çıkmaz tüm toplumun ortak sorunudur ve bunun aşılmasına ilişkin gerçekleştirilenler bir talep mücadelesinin ötesine geçilebileceğini göstermektedir. Türkiye’nin dört bir yanında doğrudan demokrasinin örnekleri yaşanmaktadır. Her ne kadar bu örnekler bugün için basit gibi görülse de toplumsal bellekte yaratacağı izlerin çok büyük öneme sahip olacağını şimdiden söylemek zor değil.

Bugüne kadar gelen süreçteki kararlı ve yaratıcı mücadele biçimlerinin, forumlarla gelişen doğrudan demokrasi denemelerinin önümüzdeki döneme her anlamda temelden etkisi olacaktır. Bu deneyimleri arkamıza alarak direnişi, bir yandan iş yerlerine taşımak için çalışmak, diğer yandan Kürtler, Türkler ve bu topraklarda yaşayan diğer halklardan emekçilerin ortak mücadelesi haline getirmek önümüze koymamız gereken temel hedefler olmalıdır. Bunları başarabilmek her şeyden önce iki halk arasında barışın gerçek anlamda ve kalıcı olarak yaratılabilmesinin koşularını oluşturacaktır. Buna karşın, bugüne kadar yanyana gelmemiş insanların mücadelelerini ortaklaştırmasının, düzenin en çok korkacağı şeylerden biri olacağı ve bu tehditi gördüğü anda bunu bozmak için her şeyi yapabileceği açıktır. Bu noktada her yönden gelebilecek milliyetçilik zehrine ve milliyetçiliği besleyecek provokasyonlara karşı dikkatli olmak gerektiğini vurgulamak gerekiyor.  Diğer yandan böylesi bir ortak mücadele zemini, bu toprakları aşacak düzeyde enternasyonal, devrimci bir toplumsal hareketin oluşmasına büyük katkı sağlayabilir. Bu fırsatı değerlendirip değerlendirmeme konusunda tüm muhataplarına önünde tarihsel bir sorumluluk bulunmaktadır. 

(1) https://www.google.com.tr/url?sa=t&rct=j&q=&esrc=s&source=web&cd=1&cad=rja&ved=0CCgQFjAA&url=http%3A%2F%2Fwww.sendika.org%2F2013%2F06%2Fher-yer-taksim-her-yer-direnis-bu-isci-sinifinin-tarihsel-ozlemi-olan-sinirsiz-dolaysiz-demokrasi-cagrisidir-korkut-boratav%2F&ei=RrXNUdvxLoHOtAaQwYHYCg&usg=AFQjCNE40ddyUqXh8c11If_uZvUR3KApXQ&sig2=wpOPko8u03eMXs4WVJVI5g

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under Değerlendirme, Güncel

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s