Servet Düşmanı

Bugün dünya çapında sistemin siyasal ve ekonomik krizi kronikleşmiş ve buna karşı dünyanın pek çok yerinde farklı nitelik ve taleplerle toplumsal hareketler ortaya çıkmıştır. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının ardından, kapitalizm ideolojik ve politik olarak zaferini ve alternatifsiz olduğunu ilan etse de, -özellikle 90’lı yılların sonlarından başlayarak bugüne kadar- tekrar tekrar, yeni toplumsal hareketler ortaya çıktı, yükseldi, sönümlendi. Bu hareketler; nedenleri ve sonuçlarından bağımsız olarak dünyadaki tüm emekçiler için köklü bir değişim ihtiyacını gözler önüne sermektedir. Düne kadar kapitalizmin, serbest piyasanın başarılarından söz edenler bile, Avrupa ve ABD merkezli, gittikçe yayılan, derinleşen ekonomik ve siyasal kriz karşısında; “sistemin mevcut haliyle sürdürülemez olduğunu” itiraf ediyorlar.

Ancak sözünü ettiğimiz köklü değişim ihtiyacını karşılayacak ve emekçilerin gündelik taleplerini kavrayıp çözüm üretecek ve nihayetinde emekçilerin kendi kaderlerini ellerine almalarını sağlayacak siyasal bir anlayış geniş kitleler düzeyinde varlık kazanamadı. Elbette bu birden bire, birilerine vahiy gelmesiyle değil, doğal olarak inişli-çıkışlı bir niteliği olan toplumsal hareketlerle karşılıklı ilişki içinde mümkün olacaktır. Ancak bunun için öncelikle en genel olarak sosyalist hareketin politik olarak yenildiğini, ideolojik olarak hegomonyasını kaybettiğini, toplumsal olarak marjinalize olduğunu, bunlarla beraber teorik ve politik olarak köklü bir tartışma sürecinin öncelikli ihtiyaç olduğunu ortaya koymak gerekmektedir. Elbette bu tartışmalarla sıfırdan yeni bir şey keşfetmek değil, sınıf mücadelesinin ve bu mücadelenin içinden çıkan politik akımların yarattığı büyük tarihsel deneyim ışığında bugün içinde bulunduğumuz çıkmazdan nasıl kurtulacağımızı aramak hedeflenmelidir.

Bu tartışmalarla işçi sınıfının dar anlamda ekonomik mücadelesinin ötesinde çeşitli toplumsal sorunlara ve ihtiyaçlara karşı nasıl bir tavır alınması gerektiği de önemsenmelidir. Her şeyden önce kapitalizm, kendisini sadece çalışma alanlarında değil, emekçilerin gündelik yaşamının her anında göstermektedir. Tüketim alışkanlıklarından, bireyler arası ilişkilere, toplumsal ve ahlaki değerlerden düşünsel ve sanatsal üretimlere kadar her şey kapitalizmin doğrudan etkisi altındadır. Öte ayndan 500 yıllık tarihiyle kapitalizm, sadece ekonomik bir yıkım tarihi olmakla kalmamış, dünyayı ekolojik krizin eşiğine getirerek, bütün canlı varlıkları yokoluşla karşı karşıya bırakmıştır. Diğer yandan ulusal sorun, kadın sorunu, dil, inanç ve cinsel yönelimden kaynaklanan ayrımcılık gibi sorunlar da toplumsal karşılık bulacak tutarlı ve bütünlüklü bir politik hat oluşturmayı hedefleyen komünistlerin önemli tartışma başlıkları olarak karşımızda durmaktadır.

Bizler, sınıflı toplumların ortaya çıkışı ile birlikte tüm mülksüz sınıfların ve nihayetinde kapitalizmin ortaya çıkışı ile birlikte işçi sınıfının geçmişte yarattığı ve halen yaratmaya devam ettiği mücadele deneyimlerini görerek, gözlemleyerek ve irdeleyerek, özgürlükçü komünist bir çizgide teorik-politik bir tartışma zemini oluşturmayı öncelikli gördüğümüz için bu siteyi kurduk. Bugün özgürlükçülük kavramının altı boşaltılmış, bu kavram liberalizmle özdeşleşmiş durumdadır. Ancak özgürlükçü sosyalizm ve özgürlükçü komünizm kavramları işçi sınıfının mücadelesinden çıkmıştır. Özgürlükten kastedilen işçi sınıfının gerçek anlamda özgürlüğüdür. Yani özgürlükçü komünizm işçi sınıfının kurtuluşu için sınıfsız ve herkesin karar almaya eşit biçimde katılacağı bir toplumsal düzenin kurulması ve bunun için de mevcut düzenin toplumsal bir devrimle yıkılması gerektiğini öngörür.

Her ne kadar 1. Enternasyonal’de bu kavramın karşılığı olan politikalar yalnızca anarşistler tarafından kullanıldıysa da bugün için bu kavram tabana dayalı sosyal ve politik hareketlerin yarattığı deneyimlerle daha da zengilenmiş durumdadır. Ayrıca marksist gelenekten gelen işçi sınıfının özörgütlenmesi ve doğrudan demokrasi gibi kavramları sahiplenen bazı siyasal akımlar da özgürlükçü komünizmin besleneceği tarihsel ve teorik doneler taşımaktadır. Bu bakımdan, özgürlükçü komünizm bir yandan politik bir netliği, ancak diğer yandan heterodoks bir anlayışı ifade eder.

Kuşkusuz bu tartışma bizimle başlamadı ve bugün de sadece bizimle yürümeyecektir. Ayrıca yine kuşku yok ki bu siteyle devrim yapmayı, siyasal bir örgüt oluşturmayı veya bugüne kadar cevaplanmamış soruları cevaplandırmayı hedeflemiyoruz. Ancak tartışmaların steril akademik ortamlarda değil, sınıfın ve onun mücadelesinin içinde olarak ve herkese açık biçimde yapıldığı ve yukarıda saydığımız çerçevede bir zeminin acil bir ihtiyaç olduğu kanaattindeyiz. Ayrıca devrimciler açısından tartışmanın sadece bir entelektüel bir faaliyet olmanın ötesinde her ölçekte mücadelenin ön koşulu olduğu unutulmamalıdır.

E-Posta: servetdusmani@gmail.com

Reklamlar

3 Yorum

Filed under Biz kimiz?

3 responses to “Servet Düşmanı

  1. faruk

    Yaziya genel olarak katilmakla beraber,gecmis donemdeki bu tur çalismalarin (AKI,Emek arastirmalari,v.d)sonuclarini degerlendirme ve en azindan devrimci kamuoyuyla paylasmak gerekirdi diye dusunuyorum,(paylasildiysada benim bilgim yok galiba),Ayrica boyle platformlarin,grup,birey,belli bir sehirle sinirli kalmasi platform olusumunu daraltiyor bence, sinif hareketiylede bulusmasi zorlasiyor,bence bu konularin oncelikli tartisilmasi gerekiyor.
    faruk

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s